29-01-2008, 10:29
|
#1 | | Moderator
Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 5,308
| TÜRKİYE nereye koşuyor
arkadaşlar sizce türkiye nereye koşuyor
türban serbest bırakılıyor
üniversitelerde dediler şimdi çıkan yasayla orta ve ilk okullar da bile
serbest hale geliyor
ben 35 sene önce liseye giderken okuldan hiç bir arkadaşımın başı
kapalı değildi
bazılarımızın annelerinin BAŞÖRTÜSÜ vardı (benim anneminde)
ama bizim aramızda hiç yoktu aklımıza bile gelmezdi
hele ilkokul ve orta döneminde hiç hiç
şimdi kızımın okuduğu liseye gittiğimde başı açık olanlar parmakla
gösteriliyor maalesef
ve bu iş burada kalmayacak gibi görünüyor
bir kaç zaman sonra devlet daireleri de serbest bırakılır
ve sonra herkes başını örtsün diye devamı gelir diye korkuyorum
bence en yakın merkez İRAN
YOLA ÇIKTIK KOŞMAYA BAŞLIYORUZ
yeni rejimimiz şimdiden hayırlı olsun
|
| |
30-01-2008, 17:53
|
#2 | | Anadolu KARTALI
Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 8,364
|
Türban eylemcileri memnun değil...
AKP ve MHP arasında varılan Türban anlaşması, Türban'a özgürlük için Fatih'te her Cuma eylem yapan Özgür-Der'i memnun etmedi.
İslami dernek olarak bilinen ve Türban yasağına karşı eylemleriyle tanınan Özgür-Der adına açıklamayı Gelen Başkan Hülya Şekerci yaptı. Şekerci yazılı açıklamasında, " öncelikle iki partinin ortak düzenlemesi başörtüsü yasağını sadece üniversite bazlı ele almakta. Oysa nitelikli bir çözüm ancak eğitim ve çalışma hayatını tümüyle ele almakla mümkün olabilirdi" diyerek Türban'ın İş hayatın da serbest olması gerektiği görüşü savunuldu.
SORUN ÇÖZÜLMEZ
Şekerci'nin derneğin internet sitesinde de yayınlanan açıklamasında, başörtüsü yasağını kaldırmak üzere AK Parti ve MHP'nin ortak teklifiyle Meclis gündemine bugün sunulan düzenleme Meclisin bu köklü sorunda inisiyatif almış olması açısından önemli olmakla birlikte kendi içinde zaaflar barındıran ve yetersiz bir girişimdir. Daha önemlisi sorunu çözme vaadlerine rağmen bu düzenlemeyle sorunun ortadan kalkması zor görünmektedir." denildi.
SADECE ÜNİVERSİTE OLMAZ
Başörtü serbestiyetinin taslağa son anda eklenen "sadece yükseköğretim" ifadesiyle sınırlandırıldığını düşünen Şekerci, "sorun gündemde kalmaya devam edecek görünüyor. Öncelikle iki partinin ortak düzenlemesi başörtüsü yasağını sadece üniversite bazlı ele almakta. Oysa nitelikli bir çözüm ancak eğitim ve çalışma hayatını tümüyle ele almakla mümkün olabilirdi." görüşünü ileri sürdü.
MAHKEMELERİ KARAR VERMEDEN ELEŞTİRDİ
Şekerci aynen şu ifadeleri kullandı: "düzenlemenin üniversitelerde dahi yasağı kaldırmaya yetip yetmeyeceği tartışmalı. Anayasa maddeleri arasına soyut birtakım ifadeler ekleyerek meseleyi halledeceklerini sananlar Türkiye'de açık bir yargı despotizminin cari olduğu gerçeğini görmezden geliyorlar gibi."denildi.
HÜKÜMETİNKİ ASKERİ ÇÖZÜM
Açıklamada, türbanın nasıl bağlanacağının tanımlanması da eleştirildi. "YÖK yasasında yapılmak istenen değişiklik metninde yer alan "hangi tür başörtüsünün kabul göreceğine ilişkin ifadeler ise tam bir ayıp olduğu iddia edilirken, "Üniversite öğrencilerinin başörtülerini çenelerinin altından mı, üstünden mi kapatacaklarını belirlemek kimsenin haddi olmamalı! Ne yazık ki hükümet, çözüm getirme adına bazı askeri mekanlarda uygulanan örtme tarzı dayatmasının bir benzerini yasallaştırmaktadır" görüşü savunuldu.
ÇARŞAF, ŞALVAR VE SARIĞIN NE MAHSURU VAR
Şekercinin açıklamasının en can alıcı yeri çarşaf ve sarıkla ilgili sorduğu soruydu. "Neden bu tür bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmakta? Çünkü ancak bu şekilde çarşafla, poşuyla, sarıkla, şalvarla üniversiteye girilmesini önleyeceklermiş! Ne mahzuru var?" diye soran Şekerci, açıklamasını "Birilerinin göz zevkini mi bozuyor bu kıyafetler? Doğrusu üniversite düzeyindeki insanların giyim kuşamlarının yasayla düzenlenmesine kalkışılması, daha doğrusu, Meclisin böyle bir şeye mecbur kalması bu ülkenin yargı kurumunun da, akademik çevrelerinin de ne kadar içler acısı bir konumda olduklarını ve despotik zihniyetlerini açığa çıkarmaktadır" diyerek sürdürdü.
DÜZENLEME YETERSİZ
Özgür-der adına Genel Başkan Hülya Şekerci'nin yazılı açıklamasının sonunda,"Meclis gündeminde ele alınması beklenen düzenlemeyi yetersiz ve sorunu tüm boyutlarıyla çözmekten uzak bir düzenleme olarak görüyor; eğitimin her kademesinde ve özel, kamusal alan ayırmaksızın çalışma hayatının tamamında başörtüsüne yönelik kısıtlamaların, engellemelerin kaldırılması gerektiğinin altını çiziyoruz" diyerek, AKP ve MHP arasındaki uzlaşmayla ortaya çıkan düzenlemeye muhalif olacakları mesajını verdi.
Kaynak: Milliyet
|
| |
30-01-2008, 18:48
|
#3 | | Üstad
Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 1,688
|
Başörtüsü ve dini inançların yerine getirilmesi insanın kendi düşüncesidir buna asla ve asla kimse karışamaz..Ama bu işler devlet yönetimi altında belli kanunlar ve yasalar çıkarılarak sözde özgürlük adı altında aba altından sopa göstererek (anlayana) yaptırılmaya kalkılırsa ülkemiz yeni bir kaosun içine hızla girecektir..Türbana her nekadar kabul etmeselerde rejim propagandası olarak bakıyorum..Yarınlarda devlet dairelerinde vezneler bile ikiye ayrılacak bu gidişle..Amaçları bu başarabilirler mi bilemem..Haremlik Selamlık uygulamasına hazırlayın kendinizi..Türbanı tak tam müslüman sensin..Ne aptalca bir düşünce..Nefsinin sana ne yaptırdığını veya neler yaptırdığını o çarşaf kapatacak sanki..Yapmayın Allah aşkına..Bir nevi siyasi popülizm dir bu başka bişey değiill..İleriye dönük düşünebilenler anlar....Yazık olacak insanlarımızaaa...
Ama şunu da belirteyim ki İNSANLAR HAKEDİLDİKLERİ ŞEKİLDE YÖNETİLİRLER.
diye bir söz var...
Bir köşe yazısı alıntısıyla bitiriyorum..... LÜTFEN OKUYUN...
Özdemir İNCE
Türbaniye dini
TURAN Dursun’un Türkçe’ye çevirdiği, İbni Haldun’un Mukaddime’sinin 23. Bölüm’ünün başlığı şöyledir: "Yenik olan, yenene uyma eğilimindedir. İm, kılık, inanç-düşünce yönünden ve daha başka yönlerden gösterir uyma eğilimlerini." (Onur Yayınları, 1977, s. 344-345) Ve bu eğilimlerin nedenini açıklar: "İnsan her zaman kendini yenende bir üstünlük bulunduğuna, ona boyun eğmesi gerektiğine inanır."
İbni Haldun bu durumu şöyle özetliyor: "Kamu, egemenin dinindedir!"
Yani halk hükümdarın dinini kabul etmek zorundadır!
Latince konuşanlar da bu durumu şöyle dile getirmişler: "Cujus regio, ejus religio" (Ülkenin dini senin de dinindir!")
Bu Latince cümle, çeyrek yüzyıldır, İbni Haldun’un kitabının kapağına iliştirilmiş duruyordu. Sanki bir gün bu cümleyi kullanmak zorunda kalacakmışım gibi!
İbni Haldun’un sözleri ve Latince özdeyiş 2008 yılının ocak ayının 30’uncu günü artık geçerli değil! Ya da en azından demokratik ülkelerde geçerli olmadığına, geçerli olmaması gerektiğine inananlar için. Ama Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan, birer galip hükümdar olarak, "Kamu, egemenin dinindedir!" ve "Cujus regio, ejus religio!" özlü sözlerinin geçerli olduğunu kanıtlamak istiyorlar.
* * *
Türkler de her budun gibi bir zamanlar pagan idi. Cumhurbaşkanı ile Başbakan, Hilmi Ziya Ülken’in "Türk Tefekkürü Tarihi"ni (YKY) okudular mı acaba? Ayrıca Türkler, Orta Asya’da analarından Müslüman olarak doğmuyorlardı. Kılıç zoruyla Müslüman oldular. Bunu öğrenmek için de Erdoğan Aydın’ın "Nasıl Müslüman Olduk?" (Kırmızı Yayınları) adlı kitabı okunmalı.
Türkler kılıç zoruyla Müslüman oluncaya kadar birkaç dine inandılar: Şamanlık, Budizm, Mani dini (manicheisme), Musevilik, Hıristiyanlık, kılıç zoruyla Müslümanlık! Veeeeeee sonunda karşınızda siyasal İslami paranın himmet ve marifetiyle Türbaniye Dini!
Egemenlerin (hükümdarların) dini: Türbaniye Dini! Türban’ın dine dönüştüğünü, onu put ve totem sözcükleriyle tanımlamak suretiyle muştulamıştım. Türbaniye Dini, birtakım Sünni Müslüman Türklerin İslam’dan saparak oluşturdukları yeni bir inançtır. Daha önce İslam’ın Sünni mezhebini kabul etmiş olan yerleşik ve esnaf Hıristiyan Anadolu halkının torunlarıdır bunlar. Yerleşik oldukları için Sünni mezhebine girerek Müslüman olmuşlardı. İlkin Alevileri sindirdiler Osmanlı zamanında. Sindirme konusunda idmanlıdırlar!
* * *
İman ve İslam’ın koşulları da aralarında olmak üzere, türban takma, İslam dininin 32 farzı arasında bulunmamaktadır. Türbaniye Dini’nin tek dinsel (!) koşulu vardır: Türban takmak. Türban tak yeter, İslam’ın Kuran’ını da paranın veri tabanına göre dilediğin gibi yorumla!
Bu yeni din gerçekte bir erkek dinidir. Erkekler biçimsel olarak türbanlı kadın başı biçimindeki puta taparlar. "Kim olunsan ol ey avrat, yeter ki türban takarak gel!" tekerlemesini kullanarak hönkürürler!
QUO VADİS MHP!
MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, Erdemli’de (Mersin) yaptığı konuşmada türbanın Kuran’ın emri olduğunu söylemiş (Zaman, 27.01.08). Bu, laik Anayasa’yı ve yasaları ilgilendirmez ama MHP gene de kanıtlamak zorunda bu iddiayı!
__________________ |
| |
30-01-2008, 19:18
|
#4 | | Üstad
Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 1,525
|
Sevgili arkadaşlar dinimiz eğer müslümanlık sa onun kurallarında uymak zorundayız kimse kimsenin başını zorla kapatmıyor modern bir ülkede yaşıyoruz değil mi cevabınız evet olacak peki o zaman niye ünüversitelerde ve çoğu resmi kuruluşta kız kardeşlerimizin ablalarımızın başları zorla açtırılıyor bu mu müslümanlık sizce konuyu saptırmayın lütven kimse çarşaf giymeyecek konuyu niye hemen şarşafa getiriyorsunuz onuda anlamak mümkün değil unutmayın MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ÜN ANNESİ BİLE BAŞ ÖRTÜSÜ TAKIYOR DU ...
|
| |
30-01-2008, 19:25
|
#5 | | Üstad
Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 1,688
| Kissadan Hisse.....
[B][Sarı öküz
SÖMESTR başladı.
Karne hediyesi olarak ne versem acaba diye düşünüyordum, karınca kararınca, şu meşhur hikáyeyi vermek geldi aklıma.
Yetişkinlerin işine yaramadı...
Belki çocukların işine yarar.
*
Ormanın birinde...
Aslanlar toplanmış.
"Yahu" demişler, "Hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader... Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; fillere saldırsak, fazla büyük... Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor; e balık yakalayacak halimiz de yok... N’aapsak?"
Bir tanesi "En iyisi, öküzlere saldıralım" demiş, "iri yarı görünüyorlar ama, ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!"
Olur mu? Olur.
Hücum!
Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer... Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.
Aslanlar aç bilaç.
N’aapsak, n’aapsak?
"Tilkiye danışalım" demişler.
Tilki "kolay" demiş, "beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim..."
Kabul etmişler.
Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, "saygıdeğer öküzler" demiş, "aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar... Ama şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o... Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!"
Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığıyla, verivemişler sarı öküzü...
Aslanlar da afiyetle yemiş.
Bir gün, iki gün...
Tilki gene gelmiş.
"Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz" demiş ve eklemiş: "Ama şu benekli öküz var ya, benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!"
Öküz heyeti düşünmüş, "otlağın selameti için" teslim etmiş benekli öküzü.
Üç gün, dört gün...
Tilki gene gelmiş.
Kuyruğu uzun olanı...
Burnu beyaz olanı...
Tombul olanı...
Tek tek alıp, gitmiş.
Otlak seyrelmiş.
Aslanlar semirmiş.
Bir gün... Tilki gelmemiş!
Gerek kalmamış çünkü.
Direkt aslan gelmiş.
"Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin" demiş.
Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, "keşke sarı öküzü vermeseydik" demiş ama, iş işten geçmiş.
*
İşte böyle çocuklar...
Öküzlük böyle bir şey. /B]
ALINTI dır.......
__________________ |
| | |
Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | | | | Konu Araçları | | | | Mod Seç | Linear Mode |
Gönderme Kuralları
| You may not post new threads You may not post replies You may not post attachments You may not edit your posts HTML kodu Kapalı | | | Saat 05:30. |